|
TAMZARA’DA İNANIŞLAR ADETLER 1-Gelinlik çağına geldiği halde kocaya varamamış kızlar, kendilerinin kocaya istenmeleri için süpürgeye veya oklavaya binerek evin yüzünde dolanırlar ve böylelikle yakın bir zamanda kocaya isteneceklerine inanırlar. 2- İki bayram arasında nikâh kıyılmaz kıyıldığı takdirde evliliklerde murada erilemeyeceğine inanılır. 3- Kocalarını kılıbık yapmak isteyen kadınlar ya üzerlerinde kurtbüzüğü taşırlar yada kocalarına leylek gübresi yedirirlermiş 4- Eşiğe oturmak doğru değildir. Eşiğine oturduğu eve saygısızlık sayılır. 5- Bir evde kadın veya erkek kepçe ile su içerlerse kız çocukları olurmuş, cezveyle içerlerse zengin olurlarmış. 6- Bir ev o ailenin ocağıdır. Biri öbürüne beddua edecekse,”Ocağın bucağın karara ocağın bucağın kör kala(kapalı kala) ocağına bucağına baykuşlar tüneye “ der. 7- Gece aynaya bakmak, tırnak kesmek, traş olmak, ömrün kısalmasına sebep olurmuş. 8- Ayakta pantolon veya çorap giymek üzerinde dikiş diktirmek dahi ömrün azalmasına delalet eder. 9- Hıdır-İlyas gününde (6mayıs) çalışmak günahtır. O gün çalışanların ana rahmindeki çocuklarının sakat doğacağına inanılır. Eğrilce adı verilen bu güne çevrede çok önem verilir. 10- Boyunduruğun yere yatırılması çiftçilerce katiyen doğru görülmez. Bunun yapılması ekmeğe karşı en büyük saygısızlıktır. Onun için boyunduruk daima dik olarak konulur.”Boyunduruğum yerde kaldı.” Diyen çiftçi bu sözleriyle çocuksuz kalmış olduğunu anlatırmış. 11- Yere söğmek, tükürmek yada suyun içerisine ve de güneşe karşı durarak çiş etmek (işemek) en büyük günah sayılırmış. TAMZARA SAKİNLERİNİN EĞLENCELERİ Halk eğlence yerlerine fazla ilgi göstermez halkın genel eğlenceleri: Düğünler, dernekler mahalli ve milli oyunlar, bireysel yada ailevi gezintiler, özel ziyafetler, yemekli mevlitler at koşuları (şimdi otomobil yarıştırmalar) koç vuruşturmaları, horoz dövüştürmeleri, pehlivan güreşleri ve yüzük oyunlarıdır. Son yıllarda kadınlar arasında “ALTIN GÜNÜ” eğlencesi yapılmaktadır. İr kadın düğüne, derneğe, altın gününe veya davete gideceği zaman ellerini, yüzünü kolunu sabunlarla, şimdiyse ruj, parfümle, ojeyle, bolsuyla güzelce yıkanır, elbisesini giyer, saçlarını tarar, zülüf çeker, başına yazmasını dolayıp gideceği yere gider. Eskiden kadınlar TEPELİK kullanırlardı başlarında ziynet altınını taşıyan yarım koni şeklinde “fes” adı verilen birer tabladır. Bu feslerin alt kısmı, yarım daire şeklinde beşlik, onluk, gazi adı verilen ufak altınlarla en fazla yarımlık ile çevrilmiştir. Ortasında gümüşten veya altından birer taç vardır. Bu fesin arkasına “HALTA” denilen ipekli kumaştan yapılmış bir parmak genişliğinde bir bağ dikilerek saça bağlanır. TÜRK GÜREŞÇİLERİ Haydi arslanlar haydi Türk’ü gören tez caydı Demir bilekli Türk’e Dost, düşman saygı saydı.
Birinin adı arslan Öbürününki kaplan Hasmına göz açtırma Bir ok gibi vur, saplan
Hoplan, zıplan ok gibi Karşında er yok gibi Gözetin Türk sanını Geçmiş Atalar gibi
Bura erler alanı Gez dolanı dolanı Türk hiç aman demez Sevmez altta kalanı.
Türkler çıktı alana, Bak dolana dolana Değer vermez yalana Selam verir kalana.
Aldanmayın boş lafa Kaptırman sakın kafa Alır hasmın altına Çektirir sonra cefa
Boğa. Tosun dinlemez Üste çıkan inlemez. Çalışta erlik göster Hasmın boş laf dinlemez.
Kaleme Alan: Dursun BÖLÜK Emekli Öğretmen TAMZARA
|